2,Türkiye de Yabancılara Toprak Satışı (İsrail)

7) Toprak satışlarına ilişkin belgelerde  adı sıkça geçen ve vurgulanan bir ülke var: İsrail…           


a) İsrailliler, sahip oldukları taşınmazların yarısından fazlasını AKP iktidarı döneminde satın aldılar. 19 Temmuz 2003 ve 19 Nisan 2005 tarihleri arasında 23 İsrailli, toplam 47 bin 897 metrekarelik 68 taşınmaza sahip oldu.           

NOKTA dergisine göre, İsrailliler Güneydoğu'daki GAP bölgesinde (Şanlı Urfa'da) 450 bin dönüm arazi satın aldı. Bu satış tapu kayıtlarından gizlendi. Kimse üzerinde durmadı.   Uluç Gürkan şu soruya yanıt arıyor: İsrailliler, yüz milyar doları aşan bir yatırım sonrasında sulanabilir hale gelen GAP topraklarında sadece tarım yapmayı mı amaçlıyorlar? Yoksa, kendilerine Tanrıdan miras kaldığına inandıkları toprakları mı sahipleniyorlar? [U. Gürkan Star, 07.08.2004]           


b) Konya’nın
Karapınar ilçesi Askerî bakımdan stratejik bir bölge... Burada uluslararası askerî atışlar yapılıyor. İşte bu yerde  İsrailli işadamları ‘Tarımsal İşbirliği ve Kalkınma Projesi’ adı altında bir çalışma başlattılar. Çalışmayı yürütmek için Karapınar havalisinde 40 bin dönüm arazi kiraladılar. Bu işe aracılık eden ise Karapınar İlçesi Ereğli Belde Belediye Başkanı ile 3 bölge milletvekili... İddiaya göre, İsrail buraya teknoloji getirecekmiş [www.imedya.com (23.12.2004)]           


c) İsrail'in GAP bölgesindeki faaliyetlerini inceleyen bir raporda şu bilgilere yer veriliyor: İsrail’in GAP bölgesindeki emelleri  milattan önce 6.yüzyıla dayanmaktadır. Tevrat'ta Yahudilere “Nil’den - Fırat'a kadar uzanan” bölge  yurt olarak vaat edilmiştir. İsrail vaad edilen bölgeleri ele geçirmek için dünya çapındaki zengin Yahudi lobilerinin desteğinde harekete geçmiş, bölgedeki faaliyetlerine hız vermiştir.  Son 10-15 yıldır GAP bölgesinde etkinliklerini artırmak ve sonuç almak için yüksek bütçe ve uzman kadrolarla çalışmaktadır.  


Olayın öyküsü şöyle: Türkiye, Birleşmiş Milletler’in 2003 yılında aldığı “Kara Mayınlarının Temizlenmesi” kararına imza atmış bulunuyor. Antlaşmaya göre; Türkiye’nin Suriye ve Irak’ın kuzeyindeki illere ait 506 bin dönüm arazide bulunan yaklaşık 638 bin kara mayını 10 yıl içinde temizlenmesi gerekiyor. Bakanlar Kurulu da 27 Haziran 2005’te mayınlı arazilerin temizlenmesi kararını aldı. Karar aynı zamanda arazilerin tarımsal faaliyetlerde kullanılmasının yolunu da açıldı. Bu amaçla ihale şartnamesi hazırlandı. Ancak ihale şartnamesi Resmi Gazete’de yayımlanmadı. Nedeni, kararnamenin gizli ve hizmete özel olmasıydı. İhale Şartnamesi’nde ise “
İhaleyi kazananlar, temizledikleri arazilerde 49 yıl boyunca tarımsal faaliyette bulunabilecek” ibaresi yer alıyordu. Olay ilk gündeme geldiğinde, araziler, temizlendikten sonra bölgedeki çiftçilerin kullanımına verilecekti. Acaba arazilerin, çiftçilere değil de, bölgede gözü olan İsrail’in eline geçmesi mi tercih ediliyordu? 


d) İsrail’in önde gelen şirketleri, mayından arındırılması öngörülen Türkiye - Suriye sınırındaki geniş araziye sahip olmak için de girişimlerde bulunuyor.

          

 


Bu kaygıyı duyanlardan Merkez Valisi Aslan Kütük; Kilis Valisi olduğu dönemde, o zamanki Mardin, Şırnak, Şanlıurfa, Gaziantep ve Hatay Valileri ile birlikte 2005 Temmuz ayında Ankara’da Maliye Bakanlığı Müsteşarı başkanlığında bir toplantı yaptıklarını belirterek şu görüşleri ileri sürüyor:

Bu toplantıda mayın temizleme işinin, yabancılara yaptırılması yönünde bir görüş hâkimdi. Bense kesinlikle yabancı firmalara verilmesine karşı çıktım. Bölgenin ulusal güvenlik açısından çok önemli olduğunu, Ortadoğu’ya sıfır noktada, sıcak bölgede yabancı bir firmanın at koşturmasının tehlikeli olduğunu belirttim. Bana destek çıkan olmadı. Yabancı firmalar, 638 bin mayını temizlemek için önce 875 milyon dolar istemişler. Sonra bu fiyatı, 300 milyon dolara kadar düşürmüşler. Hâlbuki yaptığımız araştırma sonucu benim bölgemdeki 178 bin kara mayınını temizleme maliyeti, 35 milyon doları geçmiyordu… Kendi hazırladığım bir projeyi, Bakanlar Kurulu ve Başbakan’a sunulmak üzere ilgili bakanlığa verdim, ayrıca Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’ne de takdim ettim. Benim projemde, İl Özel İdaresi’nin adına kurulacak Türk şirketinin patronluğunda bu iş bir Alman firma ile yapılacaktı. Temizleme işi bittikten sonra, bölge organik tarım için 5 bin civarında çiftçiye tahsis edilecekti. Ancak bir sonuç alamadım. Bölgenin temizliğinin yabancı şirketlere verilmesi için ihaleler başlamış bulunuyor. İsrail firması gelecek, burnumuzun dibinde genetik deneme çiftlikleri kuracak. Hem topraklarımızı kirletmelerine izin vereceğiz, hem de denetimi kaçıracağız. Arazilerin başka ülke şirketine tahsisi girişimini, milli menfaatlerimize aykırı buluyorum.”


Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Şevket Kazan’ın görüşü ise şöyle: 
“Bu topraklar, İsrail firmasına  verilirse, 49 yıl geçmeden Büyük Ortadoğu Projesi’ne dahil olur. Veya zaman zaman bazı Batı ülkelerinin çizdiği haritalarda görüldüğü gibi Türkiye’den koparılmak istenen bir çerçeve içinde kullanılıp vatanımızın parçalanma yolu açılmış olur” [www.tercuman.com.tr (22.2.2006)].           


e) Gürcistan’da gerçekleştirilen kadife devrimin mimarı ve finansörü ünlü para sihirbazı George Soros’un eski ortağı,
Yahudi kökenli Jim Rogers internet sitesinde ve International Harold Tribune’de yayınlanan bir makalesinde ABD’li yatırımcıları (Yahudileri) GAP bölgesinde arazi almaya çağırmıştır. T-E adlı bir İsrail şirketi, Nisan 2001’den beri GAP kapsamındaki Bozova Yaylak Su Projesi’ne yönelik çalışmalarda bulunmaktadır. Şirketin asıl amacının, toprak analizi yaparak bölgedeki yeraltı kaynaklarının belirlenmesi olduğu ileri sürülmektedir. GAP bölgesinde faaliyet gösteren başka İsrail firmaları da  vardır.            

Bölgedeki istihbarat birimlerinin başlattığı denetimlerden kaçmak isteyen İsrailli firmalar, yerli ortaklar edinme yoluna gitmektedir.


f) İsrail, Irak’ın kuzeyinde yürütülen Kürt devleti kurma çalışmalarıyla da yakından ilgilidir. İsrail’den yaklaşık 150 bin Yahudi “vaadedilmiş topraklar”a göç etmiştir; en büyük göç Irak’ın kuzeyine yani sözde Kürdistan’a gerçekleştirilmiştir. İsrail ve ABD’deki Yahudi lobileri Kuzey Irak’taki Kürt aşiret reislerine büyük destek vermektedir.


Bölgeye gelen Yahudiler Erbil - Ankava Mahallesi, Duhok, Süleymaniye, Kerkük ve Selahaddin’e yerleştirilmiştir. Kerkük’e yerleşen Yahudiler, eski Yahudi mahallesi ile Arap ve Rahimava mahallelerinde çok sayıda bina ve arazi satın almıştır. Bir Yahudi organizasyonu ise Irak’ın kuzeyindeki faaliyetlerine aralıksız devam etmektedir. Söz konusu organizasyonun Genel İdare Müdürü bir Türk yahudisidir. Organizasyonun Kerkük, Musul, Duhok, Süleymaniye ve Erbil’de büroları vardır. Bu bürolar aracılığıyla inşaat, arazi satın alma yurt dışına insan gönderme faaliyetleri yürütülmektedir. Barzani, Talabani ve İsrail arasında imzalanan gizli bir protokol çerçevesinde on binlerce Kürt Yahudi’nin Irak’ın kuzeyine yerleştirilmesi kararlaştırılmış, o bölgedeki Türkmen ve Arapların ellerindeki gayrimenkullerin satın alınması için Süleymaniye’de bulunan Kürdistan Kredi Bankası’na para transferleri yapılmıştır. Bu banka Kürtlere 5 yıl geri ödemesiz 300 milyon dolar kredi kullandırmıştır [www.acikistihbarat.com  (23.11.2004)]


B) DİĞER ÜLKELERDE DURUM           

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yabancıya toprak satışları serbest değildir, kurallara bağlanmıştır.  

Örneğin, Yunanistan'da yabancılar sınırda veya sınıra yakın bölgede toprak satın alamıyor. Buna karşılık Türkiye'de Ege kıyılarında yabancıların edindikleri gayrimenkullerin sayısı on bine yaklaşıyor.           

AB'nin yeni üyelerinden Macaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya'da yabancılara tarım ve orman arazisi satışı yedi yıl süreyle yasaklanmış bulunuyor. Bu yasak Polonya'da 12 yıla çıkıyor. AB'ye girme hazırlıkları yapan Bulgaristan ve Hırvatistan'da da yabancılara tarım arazisi satışı yapılmıyor. Bulgaristan'da bu yasak, bahçeli konutları da kapsıyor. Türkiye'de ise satışlar, yabancıları dahi şaşırtan bir kolaylıkla sürüp gidiyor [Uluç Gürkan Star, 07.08.2004]

İskandinavlar son 10 yıldır İspanya’da tatil merkezleri şeklinde siteler yaptırdılar. Emekli olanların çoğu buralarda yaşıyor. Yalnız bir farkla: Yabancıya ev satılıyor ama toprak satılmıyor.  İspanya’da da, Danimarka’da da, Norveç'de de toprak millîdir. Bu konuda koruyucu kanunlar vardır, birey ve toplum yeterli ölçüde bilinçlenmiştir.

 


alıntıdır

Kaynak: http://www.cihandura.com/

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !